Ara
  • Faruk YILDIZ

EN GÜZEL HİKÂYE (ÖYKÜ)


Vaktiyle, çok güzel bir hikâye dinlemiştim. Güneşin her yanı kavurduğu, sıcak bir ağustos günüydü. Arabamız erimiş ve bir serap misali buğulanan asfaltın üzerinde yol alırken biz de sonuna kadar açtığımız camlardan esen rüzgarla teselli bulmaya çalışıyorduk. Fakat ne mümkün... Yolun iki yanına uzanan ova sanki bir yangın yerine dönmüş, biz de bu yangının ortasında kalmış gibiydik. Sonunda pes ettik. Yol kenarınki köylerden birinde durup biraz olsun soluklanma kararı verdik.

Uğradığımız köy diğer Anadolu köylerinden pek de farklı sayılmazdı. Camisi, küçük meydanı, bakkalı, kahvesi... Hepsi bir arada. Bu manzaranın en büyük hususiyeti mevsime aldırmadan çağlayıp akan dere.

Arabamızı durdurup iki ulu çınarın himayesine sığınmış kahveye daldık hemen. Ne saadet... Zift kaplı ahşap zemine daha ilk adımı atar atmaz sanki mevsim değişiyor. Tütün lekeleriyle sıvanmış yüksek tavan, bize ne vakittir aradığımız gölgeyi nihayet sunuyor.

Selam faslı geçiyor. Kahveci biz içeri girince tezgâhın altından kafasını uzatıyor.

"Üç tane..." diye işaret ediyorum elimle. Sonra ekliyorum:

"Soğuk bir su da verirsen..."

Ferahlayıp biraz olsun kendime gelince etrafı daha dikkatli süzüyorum. Kahvehane; nizamsız, sağa sola kurulmuş üç beş ahşap masadan ibaret. Pencere kenarında birkaç kişi oturmuş kâğıt oynuyor. Elleri gayet hünerli. Yan taraflarında, bize biraz daha yakın olan masada birkaç kişi daha var. Onların yönü bize dönük. Lâkin dikkatleri tepemizde asılı duran televizyonda. Onlardan biraz ayrı yerde, kavruk, gençten bir adam daha var. Yüzünü örtecek şekilde tutuğu gazetesini okuyor. Arada bir çayını yudumlayıp beridekilere birkaç söz ediyor, sonra hepsi bir yine kendi meşgalesine dönüyor.

Geçirdiğimiz buhrandan mıdır bilmem arkamda bir masa daha olduğunu geç fark etmiştim. Yetmişini aşmış, iri kıyım bir ihtiyar oturuyordu masada. Onu görür görmez cüssesi ile etrafındaki tüm dekorun ezildiğini hissediyorum.

İhtiyarı nasıl olduysa bizimkilerden biri ile bir sohbete koyulmuş buluyorum. Hemen sandalyemi tutup o yana çeviriyorum.

Yaşlı adamın sohbet ehli oldu hemen her tavrından belli. Sesi gayet gür ama bağırmadan, tane tane konuşuyor. Bilhassa kelimelerin hakkını vermekte usta. Söylemek kadar susmakta da maharetli. Elindeki demiri döverek şekilden şekle sokan bir demirci ustası gibi... Tam gerektiği kadar bekliyor ve tam vaktinde indiriyor darbeyi.

Hareketleri ağır ancak ahenkli. Vücudunun her zerresi sanki beraberce geçirilmiş senelerle birbirine daha da kaynaşmış. Uzuvları ayrı birer şahsiyet kazanmış gibi. Konuşurken özellikle birbirine ayrık tuttuğu parmaklarını ve ellerini kullanıyor. Misal "Gitti..." derken elini hafifçe öne doğru, bir şeyleri iteler gibi uzatıyor. Sonra tekrar yavaşça geri çekiyor.

Arada bir o ellerinin tersi ile masayı dövüyor. Masanın üstündeki koyu yeşil kadife örtüye rağmen parmağındaki yüzük ahşap masayı tıklıyor. Çaylarımız hafiften sallanıyor.

Gözleri iri ve renkli. Üstlerine bir tül perde çekilmiş gibi parlaklığını yitirmiş bu gözler biz dinleyenlerin yüzünde ayrı ayrı geziniyor.

Eski adamları dinlemek her daim hoşuma gitmiştir. Çoğu ya hiç konuşmaz ya da konuşunca kendilerini dinletir. Söz ettikleri mevzuda sahip oldukları tecrübeleri ile bezenmiştir sohbetleri. Yalnız asıl maharetleri neyi nasıl anlatacaklarını bilmeleridir. Aynı şeyi önceleri belki defalarca anlatmışlardır. Muhtemeldir ki başka başka hikayeler de vardır hatırlarında. Lakin alaka görmeyen, yerini bulmayanları zaman içinde elemişlerdir.

Ben de ömrümde duyduğum en güzel hikâyeyi o gün, böyle bir ihtiyardan dinlemiştim. Onu, çadırında dilden dile dolanan destanları anlatan bir yürüğe ya da kahve ahalisini elindeki asa ile devri âlem ettiren bir meddaha benzetmiştim.

İkindi ezanı duyulunca tüm büyü bozulmuş, ihtiyar müsaade isteyip yanımızdan kalkmıştı. Mecbur biz de yola koyulduk. Bizimkileri bilmem ama ben tepeceğimiz onca yolun boşa olduğunu, geriye dönüp ihtiyarı beklemek lazım geldiğini o an anlamıştım.

İhtiyarın hikâyesine gelince...

Keşke hatırlasam...

#edebiyat #farukyıldız #hikaye #öykü

54 görüntüleme
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now